MEZUNİYET
Sabah 9'da ÖSYM tercih sonuçları açıklanacak, alarmım 8.40'a kurulu ama alarm çalmadan stresden uyandım. Evin içinde volta atıyorum stresten, neyse saat 8.30 gibi daha fazla dayanamadım abimin odasına girdim bilgisayarı açmak için. Abimi de uyandırmış oldum, bu sırada anne ve babam uyuyor. O kadar stresliyim ve heyecanlıyımki bakamadım sonuçlara. Abimle geçen konuşma şu şekilde:
Ö: Ben bakamıcam, sen bak sonuçlara.
Bu arada abim ÖSYM sitesine girer, sonuçlar açıklanmış. Abimden ses yok sadece ekrana bakıyor, konuşmuyor.
Ö: Ne oldu, yazıyormu hangi üniversiteyi kazandığım. Kazanamadım mı yoksa?
Abimden hala ses yok.
Ö: Işık Üniversitesi, %50 burslu, Uluslararası İlişkiler (İngilizce)!
Bu arada sevinç çığlıkları atıp bir yandanda ağlıyorum kazandım kazandım diye. Tabi benim sevinç çığlıklarıma anne ve babam da uaynmış bulundu. Annem ağlama diyor ama ben sevinçten mutluluktan göz yaşlarımı tutamıyorum - çok duygusalımdır- salya sümük ağlıyorum. Abime sordum neden bir şey demedin diye verdiği cevap sıkı durun : "Ben kazanamadı yazısını arıyordum." Abim ya düşünebiliyormusunuz, kazanamıcağıma o kadar eminki kazanamadı yazısını arıyor. Neyse artık ağlamayı kesip düzgünce konuşup aileme sarılıyorum, onlarda benim kadar mutlu - abimden pek emin değilim :D -. Annem canımcım bütün gece uyuyamamış şehir dışında bir üniversite kazanırsam benim nasıl adapte olacağımı düşünmekten. Çocukluğumdan beri düzgün bir beslenmem yoktur ve midem fazlasıyla hassastır reflü hastalığından dolayı. Dolayısıyla, anneciğimde biliyor beni gidersem adapte olamayacağımı, endişeden uyuyamamış ama neyseki korkulan olmadı. İşte böyle başladı üniversite maceram.
Üniversitenin ilk günü her genç için önemlidir, yeni okul yeni arkadaşlıklar, yeni bir ortam ve liseden çok farklı. Benim üniversitedeki ilk günüm biraz farklıydı. Sabah ne giyeceğime karar veremedim, uzun düşünceden sonra ne giyiceğime karar verdim ve dişlerimi fırçalayıp aceleyle evden çıktım. Çekmeköy servis şöförüyle konuştuk beni en yakın servisin güzergahında bulunan otobüs durağından alacak. Abim götürdü beni durağa ve beni servise bindirine kadar bekledi. Üzerinde Işık Üniversitesi yazan küçük bir servis geldi ve durdu. Kapısı açıldı, içeri adım attım ve bu işte bir terslik olduğunu düşündüm. Yaşıtım kimse yok, herkes orta yaşlı ve servis şöförü de dahil servisteki herkes bana bakıyor. Huzursuz da olsam bindim, şile yolunu doğru gitmeye başladık. Okul girişine geldik, ve ben hayranlık dolu gözlerle okula bakıyorum. Daha doğrusu girişteki Bordo Yurtlara bakıyorum, apartman gibiler, sıra sıra dizilmiş balkonlu. Heryer yemyeşil, bir sürü ağaç var ve kocaman bir okul. Daha önce kayıt olmaya gittiğimden elimde okulun ilk günü etkinliklerine ait bir kağıt var. Saat 10'da spor salonunda oryantasyon var. Spor salonun yerini bilmiyorum, oryantasyon ne demek onu hiç bilmiyorum. Bulduğum ilk banka oturdum, vakit geçsin diye. 2010 yılındayız daha whatsapp, instagram falan yok. Daha doğrusu elimde android olmayan Samsung S5620 markalı telefon var. Güneşin altında bankta yalnız başıma otururken, giydiğim mor renkli gömleğimde beyaz diş macunu lekesi gördüm. Bu anı hiç unutmuyorum, hemen anneme telefon edip sızlanmaya başladım, okulun ilk gününe gömleğinde diş macunu lekesiyle başlamak pek hoş değil tabiki. Sonra bankta otururken tüm üni boyunca sadece ilk hafta arkadaş olacağımız bir kız geldi ve yanıma oturdu. Konuşmaya başladık ve o da benim gibi spor salonun yerini bilmediği için direk hazırlık binasına gittik ve öğle yemeğinde buluşmak üzere sözleşip ayrıldık. Bu kızla arkadaşlığım sadece 1 yada 2 hafta sürdü, sonra hazırlık sınıfımdan arkadaşlar edinince ne o ne de ben görüşmedik bir daha. Üniversite hayatımın en güzel günlerini hazırlıkta geçirdim, çünkü tek yapmam gereken verilen ödevleri yapıp, quizlere falan çalışmaktı.
Hazırlıktan sonra gerçek üniversite deneyimini yaşadım. İlk dönem programımızı Öğrenci İşleri yapıyordu, bilmediğimiz için ve benim şanşızlığıma perşembe günüme 7 ders koymuşlardı, yemek yemek için zamanım bile yoktu. Danışmanıma söyleyince burası üniversite yapacak bir şey yok diyerek geçiştirmişti beni, hayatımın ilk gerçek dünya karşılaşmasıda böyle olmuştu. İlk kez bir dersten -math 103- kaldım, DC'nin en az F gibi bir değerinin olduğunu deneyimledim. Bir kaç kulübe katıldım, bir çok arkadaş edindim. Sınavlara çalış, ödev yap, arkadaşlar, kulüp derken bir baktım üni bitmiş. Arkadaşım ile kafamıza koyup erken mezun olmak gibi henüz hata edip etmediğimi anlayamadığım bir şey yaptık. Herkes üni'nin tadını çıkar bir daha bu zamanlar geri gelmeyecek demesine rağmen ben erken mezun oldum ve direk işe girdim. Şimdi emekli olmak için 35 yılım var. :( Şimdi 13 Haziran 2015 saat 17.30 'da katılacağım bir mezuniyet törenim var, biraz hüzünlü hissediyorum açıkcası. O klişe dediğim, gülüp geçtiğim üniversiteyi özleme duygusuna kapıldım, gerçekten özledim. Son dönemimde çok güzel ve özel bir hocadan Ortadoğu dersi almıştım. Sevgili Cengiz Sisman hocamız sadece yarım dönemliğine ve sadece Ortadoğu dersini vermek için okulumuza Amerikadan gelmişti. Hocanın ilk kez bizim okulumuza gelip, resmen kültür şoku - kültür şokundan kastım okulumuzun dersi alıp ama derslere girmeme gibi bir kültürü var- yaşamıştı. Son derslere kadar kabullenemedi bu durumu, yoklamanın yüzdesini arttırmasına rağmen o kayıtlı 30 kişiden ilk haftadan sonra sadece 20 kişi kadar kaldı o 20 kişiden de sadece genel olarak derslere katılan IR ve Politics öğrencileri kaldı yani 15 kişi kaldık. Mezuniyet yaklaşırken yapacak bir sürü şey var misal kep töreninde giyecek bir elbicem yok, ne giyilir onu dahi bilmiyorum. En sevmediğim işte fotoğraf çekimi, 8 Hazirana kadar fotoğraf çektirmem, 12 hazirana kadar okulun hesabına 100 tl yatırmam, okula makbuzu götürüp kep, cübbe ve davetiyelerimi almam gerek. Bu arada haftaiçleri ve cumartesileri çalışıyorum, bütün bunları ne ara yapacağım hiç bir fikrim yok. Bir de 12 Haziran'da mezuniyet provası varmış. :-/ Bütün bunlar erkekler için eminim pek bir şey ifade etmiyordur ama ben o günde mükemmel görünmek istiyorum içime sinen ve beni yansıtan bir elbise ile. =) Bir sürü arkadaş edindim üni'de ama işin gerçeği mezun olduktan sonra bu arkadaşlardan sadece en yakın olduklarımla görüşeceğim, bu durum herkes için böyle. Lisede de böyleydi üniversitede de böyle, malasef.
Bu yazıyı neden yazdığıma gelecek olursak, bugün mezuniyete katılacağıma dair başvuruda bulundum ve bir anda yaşadığım bütün güzel anılar geçti gözümün önünden. Bir daha asla aynı sıcaklığı, aynı heyecanı başka bir üni'de bulamayacağım. Belki bir daha hiç üniversiteye gidemeyeceğim, iş hayatına kapılıp yüksek lisans yapma isteğimi kaybedeceğim belkide. Gelecek konusunda ise kafam bomboş, hangi yöne gideceğimi bilmiyorum. Mezun oldum, ya sonra? İşte bu soru cevaplanmamış bir soru olarak kalacak uzun bir süre. Benden tek bir tavsiye; Üniversitenin tadını çıkara çıkara okuyun, yurtda kalın, Erasmusa gidin, kulüplere katılın ve en önemlisi hocası ve hocanın not verme sistemi konusunda kesin bilgilere sahip olmadan bir dersi asla ama asla almayın, pişman olabilirsiniz, pişman olduğunuzda çok geç olabilir, yarım döneminizi şirret hocalarla harcamayın çünkü her an çok önemli, zaman çabuk geçiyor! :)
Ö: Ben bakamıcam, sen bak sonuçlara.
Bu arada abim ÖSYM sitesine girer, sonuçlar açıklanmış. Abimden ses yok sadece ekrana bakıyor, konuşmuyor.
Ö: Ne oldu, yazıyormu hangi üniversiteyi kazandığım. Kazanamadım mı yoksa?
Abimden hala ses yok.
Ö: Işık Üniversitesi, %50 burslu, Uluslararası İlişkiler (İngilizce)!
Bu arada sevinç çığlıkları atıp bir yandanda ağlıyorum kazandım kazandım diye. Tabi benim sevinç çığlıklarıma anne ve babam da uaynmış bulundu. Annem ağlama diyor ama ben sevinçten mutluluktan göz yaşlarımı tutamıyorum - çok duygusalımdır- salya sümük ağlıyorum. Abime sordum neden bir şey demedin diye verdiği cevap sıkı durun : "Ben kazanamadı yazısını arıyordum." Abim ya düşünebiliyormusunuz, kazanamıcağıma o kadar eminki kazanamadı yazısını arıyor. Neyse artık ağlamayı kesip düzgünce konuşup aileme sarılıyorum, onlarda benim kadar mutlu - abimden pek emin değilim :D -. Annem canımcım bütün gece uyuyamamış şehir dışında bir üniversite kazanırsam benim nasıl adapte olacağımı düşünmekten. Çocukluğumdan beri düzgün bir beslenmem yoktur ve midem fazlasıyla hassastır reflü hastalığından dolayı. Dolayısıyla, anneciğimde biliyor beni gidersem adapte olamayacağımı, endişeden uyuyamamış ama neyseki korkulan olmadı. İşte böyle başladı üniversite maceram.
Üniversitenin ilk günü her genç için önemlidir, yeni okul yeni arkadaşlıklar, yeni bir ortam ve liseden çok farklı. Benim üniversitedeki ilk günüm biraz farklıydı. Sabah ne giyeceğime karar veremedim, uzun düşünceden sonra ne giyiceğime karar verdim ve dişlerimi fırçalayıp aceleyle evden çıktım. Çekmeköy servis şöförüyle konuştuk beni en yakın servisin güzergahında bulunan otobüs durağından alacak. Abim götürdü beni durağa ve beni servise bindirine kadar bekledi. Üzerinde Işık Üniversitesi yazan küçük bir servis geldi ve durdu. Kapısı açıldı, içeri adım attım ve bu işte bir terslik olduğunu düşündüm. Yaşıtım kimse yok, herkes orta yaşlı ve servis şöförü de dahil servisteki herkes bana bakıyor. Huzursuz da olsam bindim, şile yolunu doğru gitmeye başladık. Okul girişine geldik, ve ben hayranlık dolu gözlerle okula bakıyorum. Daha doğrusu girişteki Bordo Yurtlara bakıyorum, apartman gibiler, sıra sıra dizilmiş balkonlu. Heryer yemyeşil, bir sürü ağaç var ve kocaman bir okul. Daha önce kayıt olmaya gittiğimden elimde okulun ilk günü etkinliklerine ait bir kağıt var. Saat 10'da spor salonunda oryantasyon var. Spor salonun yerini bilmiyorum, oryantasyon ne demek onu hiç bilmiyorum. Bulduğum ilk banka oturdum, vakit geçsin diye. 2010 yılındayız daha whatsapp, instagram falan yok. Daha doğrusu elimde android olmayan Samsung S5620 markalı telefon var. Güneşin altında bankta yalnız başıma otururken, giydiğim mor renkli gömleğimde beyaz diş macunu lekesi gördüm. Bu anı hiç unutmuyorum, hemen anneme telefon edip sızlanmaya başladım, okulun ilk gününe gömleğinde diş macunu lekesiyle başlamak pek hoş değil tabiki. Sonra bankta otururken tüm üni boyunca sadece ilk hafta arkadaş olacağımız bir kız geldi ve yanıma oturdu. Konuşmaya başladık ve o da benim gibi spor salonun yerini bilmediği için direk hazırlık binasına gittik ve öğle yemeğinde buluşmak üzere sözleşip ayrıldık. Bu kızla arkadaşlığım sadece 1 yada 2 hafta sürdü, sonra hazırlık sınıfımdan arkadaşlar edinince ne o ne de ben görüşmedik bir daha. Üniversite hayatımın en güzel günlerini hazırlıkta geçirdim, çünkü tek yapmam gereken verilen ödevleri yapıp, quizlere falan çalışmaktı.
Hazırlıktan sonra gerçek üniversite deneyimini yaşadım. İlk dönem programımızı Öğrenci İşleri yapıyordu, bilmediğimiz için ve benim şanşızlığıma perşembe günüme 7 ders koymuşlardı, yemek yemek için zamanım bile yoktu. Danışmanıma söyleyince burası üniversite yapacak bir şey yok diyerek geçiştirmişti beni, hayatımın ilk gerçek dünya karşılaşmasıda böyle olmuştu. İlk kez bir dersten -math 103- kaldım, DC'nin en az F gibi bir değerinin olduğunu deneyimledim. Bir kaç kulübe katıldım, bir çok arkadaş edindim. Sınavlara çalış, ödev yap, arkadaşlar, kulüp derken bir baktım üni bitmiş. Arkadaşım ile kafamıza koyup erken mezun olmak gibi henüz hata edip etmediğimi anlayamadığım bir şey yaptık. Herkes üni'nin tadını çıkar bir daha bu zamanlar geri gelmeyecek demesine rağmen ben erken mezun oldum ve direk işe girdim. Şimdi emekli olmak için 35 yılım var. :( Şimdi 13 Haziran 2015 saat 17.30 'da katılacağım bir mezuniyet törenim var, biraz hüzünlü hissediyorum açıkcası. O klişe dediğim, gülüp geçtiğim üniversiteyi özleme duygusuna kapıldım, gerçekten özledim. Son dönemimde çok güzel ve özel bir hocadan Ortadoğu dersi almıştım. Sevgili Cengiz Sisman hocamız sadece yarım dönemliğine ve sadece Ortadoğu dersini vermek için okulumuza Amerikadan gelmişti. Hocanın ilk kez bizim okulumuza gelip, resmen kültür şoku - kültür şokundan kastım okulumuzun dersi alıp ama derslere girmeme gibi bir kültürü var- yaşamıştı. Son derslere kadar kabullenemedi bu durumu, yoklamanın yüzdesini arttırmasına rağmen o kayıtlı 30 kişiden ilk haftadan sonra sadece 20 kişi kadar kaldı o 20 kişiden de sadece genel olarak derslere katılan IR ve Politics öğrencileri kaldı yani 15 kişi kaldık. Mezuniyet yaklaşırken yapacak bir sürü şey var misal kep töreninde giyecek bir elbicem yok, ne giyilir onu dahi bilmiyorum. En sevmediğim işte fotoğraf çekimi, 8 Hazirana kadar fotoğraf çektirmem, 12 hazirana kadar okulun hesabına 100 tl yatırmam, okula makbuzu götürüp kep, cübbe ve davetiyelerimi almam gerek. Bu arada haftaiçleri ve cumartesileri çalışıyorum, bütün bunları ne ara yapacağım hiç bir fikrim yok. Bir de 12 Haziran'da mezuniyet provası varmış. :-/ Bütün bunlar erkekler için eminim pek bir şey ifade etmiyordur ama ben o günde mükemmel görünmek istiyorum içime sinen ve beni yansıtan bir elbise ile. =) Bir sürü arkadaş edindim üni'de ama işin gerçeği mezun olduktan sonra bu arkadaşlardan sadece en yakın olduklarımla görüşeceğim, bu durum herkes için böyle. Lisede de böyleydi üniversitede de böyle, malasef.
Bu yazıyı neden yazdığıma gelecek olursak, bugün mezuniyete katılacağıma dair başvuruda bulundum ve bir anda yaşadığım bütün güzel anılar geçti gözümün önünden. Bir daha asla aynı sıcaklığı, aynı heyecanı başka bir üni'de bulamayacağım. Belki bir daha hiç üniversiteye gidemeyeceğim, iş hayatına kapılıp yüksek lisans yapma isteğimi kaybedeceğim belkide. Gelecek konusunda ise kafam bomboş, hangi yöne gideceğimi bilmiyorum. Mezun oldum, ya sonra? İşte bu soru cevaplanmamış bir soru olarak kalacak uzun bir süre. Benden tek bir tavsiye; Üniversitenin tadını çıkara çıkara okuyun, yurtda kalın, Erasmusa gidin, kulüplere katılın ve en önemlisi hocası ve hocanın not verme sistemi konusunda kesin bilgilere sahip olmadan bir dersi asla ama asla almayın, pişman olabilirsiniz, pişman olduğunuzda çok geç olabilir, yarım döneminizi şirret hocalarla harcamayın çünkü her an çok önemli, zaman çabuk geçiyor! :)

Yorumlar
Yorum Gönder